Habur’dan İmralı’ya

AddThis Social Bookmark Button

Terör belası yıllardır bu ülkenin başında…

Türkiye’yi zora sokmak için bu örgütü birçok devlet kullandı ve hala kullanmaya de devam ediyor.
Türkiye’nin ayaklarındaki en büyük prangalardan biri olan bu örgütten kurtulması son derece önemlidir. Bunun da akşamdan sabaha olamayacağı aşikardır. Zira hem içte hem dışta bundan nemalananlar, bu örgütün ilanihaye sürmesi için elinden geleni yapacaklardır.
Hükümetin son dönemde yaptığı hamleler Terör örgütünün bitirilmesi için kararlı hamleler gibi görünüyor. Ancak Hükümet terörü bitirmede şöyle bir strateji hatası yaptı:
Kürt açılımının zamanlaması son derece yanlış oldu.
Önce terör örgütünün üzerine polis-asker-istihbarat, topyekün ve kararlı bir şekilde gidip, örgütü köşeye sıkıştırıp, bundan sonra eli zayıflayan örgütün yöneticileri ile görüşülebilirdi. Halbuki hükümet bunun tam tersini yaptı.
Önce Kürt açılımını yapıp hem dağdaki teröristin hem de örgütün liderinin elini güçlendirdi. Onlar da şöyle bir hava estirdiler: “Bakın gördünüz mü? Yılardır yaptığımız silahlı mücadele işe yaradı. Özgürlüklerimizi alıyoruz.” Bu süreçte bir de terörle mücadeleye ara verilince Teröristlerin ekmeğine yağ sürüldü. Örgüt azdı kudurdu, zannetti ki; “Türkiye Cumhuriyeti köşeye sıkıştı, acziyete düştü; o yüzden kendilerine el uzattı.”
Bu manzarayı gören hükümet hatasını anladı, ama iş işten geçti bu yanlış zamanlama çok pahalıya patladı. Sonrasında bir kısım doğru adımlar atıldı ama gelinen noktada örgütün eli iyice güçlendirilmiş oldu.
İşte atılan o doğru adımlardan bir tanesi Terörle mücadeledeki koordinasyonun (asker-polis-istihbarat) valiliğin elinde toplanmasıydı. Sonra Özal’ın yaptığı gibi polisi işin içine soktu ve bölgeye Özel Harekat polislerini toplandı. Askerde, Mit de, Emniyet’te ayrı ayrı olan istihbaratları tek elde topladı.
Mesela önceden bir sınır ötesi operasyon yapardık. ABD’nin bize verdiği koordinatları pilotlarımız gider bombalardı. Ama ortada ne ölen terörist olurdu ne de terörle mücadele sürecinde bir ilerleme. ABD’den aldığımız koordinatların vurulacağı bilgisinin örgüte gitmediği ne malum… Ama son yapılan operasyonlarda hem havadan bombalamalar yapılıyor hem de karadan süpürme harekatıyla operasyonun havada kalması engelleniyordu. (tam bu dönemde Uludere’de pilotlara yanlışlıkla (!) teröristler yerine kaçakçıların vurdurulması olayında emri kimin verdiği hala bir muamma. Ki bu olay bu süpürme operasyonlarını ciddi yavaşlatmıştı.)
Hasılı bu ve benzeri olaylarla örgüt iyice köşeye sıkışmış, ciddi darbeler almış ve beli kırılmıştı. Hatta örgüt o derece zaafa düşmüştü ki eleman bulmakta zorlanan teröristler ortaokul çağındaki çocukları gözlerine kestirmiş ve çocuk askerler yetiştirme çabasına girmişlerdi.
Şunu görmek lazım “Eğer bugün iktidar aracılar vasıtası ile İmralı ile görüşüyorsa bunun nedeni örgütün köşeye sıkışmasıdır.”Ama keşke devlet KCK operasyonlarında kullandığı gücünü biraz daha erken kullansaydı da bunca şehit vermeseydik ve örgütün siyasi yönünü bu kadar güçlendirmeseydik.
Önce açılımları yapıp sonra operasyonları yapmak yerine; önce kararlı bir şekilde operasyonları yapıp sonra da açılımları yaparak silaha bulaşmayanlara çıkış yolları gösterilseydi çok daha iyi olurdu.

.

Kategori: Kent Gazetesinde Yayınlanan Köşe Yazıları