BAKANLARI ÖZGÜR BIRAKALIM!

AddThis Social Bookmark Button

Ülkemizde bugünlerde bir sistem tartışmasıdır sürüyor. Başkanlık, yarı başkanlık gibi sistemler üzerine
tartışmalar televizyon ekranlarından eksik olmuyor.

“YEREL SEÇİMLER ÖNCESİ REFERANDUMA HAZIR OLUN”

Görünen o ki 2013 yılı bitmeden, yeni cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacağı 2014 yılı gelmeden,
anayasa ve sistem değişikliği üzerine ciddi adımlar atılacak. En azından Başbakan Erdoğan’ın
söylemlerinden bunu anlıyoruz. AK Parti Bursa milletvekili ve aynı zamanda anayasa komisyonu
sözcüsü Sayın İsmet Su’nun gazetemize yapmış olduğu ziyarette de “parti teşkilatlarımıza yerel
seçimler öncesi referanduma hazır olun talimatı verdik” demesi de bu konunun öncelikli olduğunu
ortaya koyuyor.

Bugünkü yazımda ben Anayasa’da başkanlık, yarı başkanlık’tan ziyade başka bir konuya değinmek
istiyorum: Sistem parlamenter de olsa başkanlık da olsa değişmeyecek bir kısım gerçekler var.
Bakanların meclis dışından görevlendirilmesi.

Dünyada genellikle bizdeki gibi parlamenter sistemlerde bakanlar meclis üyeleri arasından
görevlendiriliyor. Başkanlık, yarı başkanlık sistemi uygulayacak ülkelerde ise bakanlar meclis dışından
seçiliyor.

Bir bakan düşünün; dışişleri bakanı olsun. Bu bakan aynı zamanda hem yurt dışındaki gelişmeleri
yakından izleyip, çeşitli yurt dışı gezileri yapmalı; hem de kendi seçim çevresini gezip, seçmenleriyle
bağını koparmamalı. Bu ne yaman çelişki!

Halbuki bir bakan üzerinde seçmenlerin baskısını hissetmeden özgürce hareket edebilmelidir.
Ruznamesinde kendi seçim çevresini memnun edecek işler bulunan bir bakanın, bakanlık görevine
tam konsantre olması beklenmemelidir.

Ayrıca meclisten seçilen başkanların şöyle bir mahsuru da var: Bir bakan adının karıştığı herhangi bir
olumsuzluk neticesinde eğer meclis içindense kolay kolay görevini bırakmıyor. Zira başbakan seçim
öncesi oluşan dengeler sonucu bu bakanları atıyor, sonrada o bakanın seçim çevresinde kök salması
nedeniyle bunlara dokunamıyor.

Esasında bu bakan meclis dışından olsa doğrudan başbakana karşı sorumluğu olduğunda hemen
görevden el çeker; çekmezse de çektirirler!

Ancak uygulamada bakanlar meclis üyeleri arasından seçiliyor. Bunun en önemli nedeni ise seçim
sistemimiz. Zira bir parti başkanı, önemli seçim bölgelerini partinin kurmaylarına paylaştırdığı için,
bu isimler vesileyle bu seçim bölgeleri kazanıldığı için, parti de iktidara gelince başbakan olan parti
başkanı bu isimlere bakanlıkları pay etmek durumunda kalıyor. Böyle olunca da liyakatsiz isimler,
siyasi hesaplar neticesinde bakanlık makamlarına oturuyor.

Bu konudaki bir başka sıkıntı da liyakat mevzusu… Bir başbakan meclis üyeleri arasından bakan
seçtiğinde, bu seçim şansı meclisle sınırlı kalıyor. Meclisin bir alanda uzman olmaktan ziyade halkı
temsil edebilecek kişilerden oluşması gerekirken, bakanların ise konunun uzmanı olanlardan seçilmesi
gerekiyor. Yani bakanlar meclis dışından seçilse, alternatif bulmak da kolay oluyor. Bu sınırlama
olmadığında başbakan istediği kurumdan, istediği üniversiteden, istediği kişiyi bakan seçebilir. Yani

.

Kategori: Kent Gazetesinde Yayınlanan Köşe Yazıları