BAŞBAKAN, VASİYETİ İÇİN KESENİN AĞZINI AÇMALI

AddThis Social Bookmark Button

Türkiye büyük bir devlet büyük bir güç olmak istiyor fakat nüfus artışımıza bakıldığında bu pek de mümkün gözükmüyor. Türkiye'de nüfus artış hızı şu an için binde 12. Yapılan hesaplamalara göre 2050 yılında dahi Türkiye'nin nüfusu 100 milyona ulaşamamış olacak. Bu yavaş nüfus artışı büyük devlet olma idealimizin önündeki en büyük engel olarak duruyor. Çünkü büyük devlet olmanın yolu genç nüfustan geçiyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da bunun farkında. Konunun önemine dikkat çekmek için üç çocuk mevzusuna sık sık değiniyor ve 'en az üç çocuk sizlere vasiyetimdir' diyor. Ancak Başbakan Erdoğan dahi her fırsatta en az üç çocuk dese de bunun gerçekleşmesi için atılması gereken bazı adımlar var.

Öncelikle aileler üç çocuk için teşvik edilmelidir; bu sözde kalmamalıdır. Örneğin son yıllarda nüfus artışındaki yavaşlama nedeniyle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de ard arda 'çocuk yapın' mesajı yayınladı.Üç çocuk için tek seferlik 3 bin lira ve her çocuk için aylık 400 lira teşvik verileceğini söyledi.

Çocuk teşvikinde gözetilecek tek mevzu elbette para değil. Çalışan kadınların işyerlerinden rahat rahat izin alamayacak olması da başlıca problemlerden biri. Örneğin Danimarka'da kadına doğumdan önce 8 hafta doğumdan sonra ise tam 24 hafta izin veriliyor. Bu rakamlar sadece asgari olanlar. Öyle ki çocuğun bakımı için anneye çocuk 1 yaşını doldurana kadar izin hakkı tanınıyor. Verilen izin süresince maaşın kesilmemesi bir yana ekstra bakım ücreti dahi veriliyor.

Nüfus artış hızını artıracak bir diğer adım ise göçtür. Her ne kadar radikal bir fikir olsa da Türkiye tarihsel bağları itibariyle pek çok ülkeden göç alma potansiyeli taşımaktadır. Tek gereken göç politikasının baştan sona gözden geçirilip hangi bölgelere hangi ülkelerden göç isteneceğinin planlanmasıdır. Bu göç kapısının ilk açılacağı ülkeler de şüphesiz ki Türki cumhuriyetler olmalıdır.

Göç politikası ile süper güç olmayı başarmış en canlı örnek Amerika Birleşik Devletleri'dir. ABD'de iç savaşta büyük can kayıpları yaşanmış ve nüfustaki bu azalma nedeniyle göç planlaması yapılmıştır. Bu göç planlaması sadece bir kaç ülkeyi değil tüm dünyayı kapsamış ve göç edenler sanayileşen ABD'nin iş gücü olmuştur. Eğer ABD zamanında bu göç politikasını uygulamamış olsaydı büyümesi imkansızdı.

Yine göç politikası ile dünyanın büyük devletlerinden biri olmayı başaran ülkelerden bir diğeri de Almanya'dır. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından harabeye dönen Almanya yerinde göç politikaları uygulayarak adeta küllerinden doğmuş ve bugün Avrupa'nın en büyük ekonomisini kurmuştur.

İşte Türkiye'nin de bunun için yerinde bir göç politikasına ihtiyacı vardır. Böylece hem Türkiye büyür hem de tarihsel bağlılıklarımız bugün yeniden canlanır.

Evet nüfus artış hızının yavaş olması Türkiye'nin önündeki en büyük engellerden biridir. Büyümek isteyen Türkiye'nin genç bireylere ihtiyacı vardır. Bunun çözümü ise çocuk teşvikinden ve yerinde göç politikasından geçmektedir. Şüphesiz teşvikin de göçün de ilk etapta devletin kasasına büyük maliyeti olacaktır.Ancak çocuk yapın çağrısı söylemde kalır devlet elini taşın altına sokmazsa bu şartlarda en az üç çocuk yapmak devleti değil aileyi taşın altında ezmek olacaktır!

.

Kategori: Kent Gazetesinde Yayınlanan Köşe Yazıları