Meclis'te demokrasi !

AddThis Social Bookmark Button

 

Türkiye'de gündem baş döndürücü bir hızla değişmeye devam ediyor: Yeni anayasa için atılan turlar, PKK'nın çekilme süreci, gezi parkı protestolarının köz halinde durması vs vs. Ancak tüm bu önemli gelişmelerin gerisinde kalmasına rağmen belki de tüm bu sorunların çözümüne de engel teşkil edecek bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde torba yasa görüşmeleri devam ediyordu. Cumhuriyet Halk Partisi'nin verdiği yasa önergesi Ak Partili milletvekillerinin çoğunluğa sahip olması nedeniyle reddedildi. Önerge neleri içeriyordu da iktidar partisi milletvekilleri ret oyu verdi? Bunu tartışmaya şimdilik gerek yok, çünkü biraz sonra yaşanacaklar bundan da vahimdi.

CHP'nin önergesinin ardından Ak Parti'nin önerdiği yasa maddesi oylandı. Bir anlık dalgınlıkla diyelim, madde önerisinin CHP tarafından hazırlandığını zanneden Ak Parti milletvekilleri toplu olarak ret oyu kullandı!

Durumu fark eden Ak Partililer Meclis Başkanvekili Sadık Yakut'a itiraz ederek oylamanın 'madde' için değil 'önerge' için duyurulduğunu bu yüzden de maddenin kabul edilmemesini talep etti. Yakut, Meclis tutanaklarını inceledi ancak 'madde' ifadesini kullandığını görünce maddenin kesin olarak reddedildiğini ifade etti. Böylece muhalefetin hazırladığı zannedilen yasa önerisi reddedilmiş oldu. Yasa maddesi ise “taşradaki sağlık personellerinin özlük hakları” ile ilgiliydi...

Aslında bu olay Meclis'te ilk defa yaşanmıyordu. 2008 yılında da Sosyal Güvenlik Yasası görüşmeleri sırasında yine benzer bir olay yaşanmıştı. AK Parti Grup Başkan Vekili Bekir Bozdağ’ın sunduğu evli ve çocuklu SKK emeklilerine maaş bağlama kat sayısı alt sınırını yüzde 40′a çıkaran önergeye CHP’liler kabul oyu verince, AKP’liler ret oyu kullanmıştı.

Türkiye'nin yasama organında, yani hem siyasal hem toplumsal hem de bireysel bazda sınırları belirleyen TBMM'de yeniden bu yaşananlar, demokrasi vurgusunun yapıldığı şu günlerde demokrasinin gerçekten de temsil edilebildiğinin sorgulanmasına neden oldu!

Sırf muhalefetin önerisi diye iktidar tarafından topluca ret oyu verilmesi demokrasinin hiç bir yönüyle izah edilemez. İçeriği, getirisi ve götürüsü tartışılmaksızın 'benden mi değil mi' bakış açısıyla oluşturulan yasalar, ülkeye zaten bir fayda sağlamayacağı gibi milletvekilliğinin gerekliliklerini yerine getirmeyerek bu hataya düşen vekillere de bir şey kazandırmayacaktır.

Aslında konu başında da ifade ettiğim gibi tüm sorunların çözümüne engel teşkil edebilecek bir boyuttadır. Çünkü bu hadise ile, "Acaba milletin, ülkenin yararına olmasına rağmen biz hazırlamadık diye reddedilen ne kadar yasa vardır?" sorusu akıllara gelmiştir. Muhalefetin önerisi zannedilerek kabul edilmemesi komedisi bir yana aslında yasaların içeriklerinin tam manasıyla tartışıldığı ve araştırıldığı konusunda da şüphelere neden olmuştur.

Vatandaşların hak kazanmasına dahi engel olmasını bir kenara bırakalım, bu olayın en vahim noktası ise demokrasi açısındandır. Bir düşünsenize... Siz geleceğinizi şekillendirmesi için vekil olarak birilerine oy veriyor ve onları bu göreve layık görüyorsunuz. Onlar ise Türkiye'nin kaderini belirleyecek yasalara sadece kimin partisi hazırlamış gözüyle bakarak evet ve ya hayır diyor. Temsili demokrasi açısından facia olarak nitelendirilebilecek bu yaklaşım vekillerin milletin mi yoksa parti genel başkanlarının mı vekilleri olduğu sorusunu bir kez daha gündeme getiriyor.

Yasama organında, böyle ilginç olayların yaşanması bir tarafa, böyle bir zihniyetle milletvekilliğinin yapılması problemlerin çözümünün değil hangi tarafta olunduğunun daha önemli görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu anlayışla yapılan milletvekilliği vazifesi demokrasinin temelinde adeta fitili ateşlenmiş bir dinamit gibi durmaktadır.

Şu bir gerçektir ki; iyi bir söz kötü kabul edilen bir ağızdan çıkmakla kötü olmaz, kötü bir söz de iyi kabul edilen bir ağızdan çıkmakla iyi olmaz!

Milletvekillerimiz toplum yararını, vatandaşın haklı taleplerini gözetmek yerine partim ve ya parti başkanım ne derse o zihniyeti ile bu görevi yaptıkça hem bu hakikati çiğnemiş hem de vazifelerini yerine getirmiş olmayacaklardır.

 

.

Kategori: Kent Gazetesinde Yayınlanan Köşe Yazıları