DARBELERLE MÜCADELEDE HASSAS ÇİZGİ

AddThis Social Bookmark Button

Yargıtay 9. Dairesi, 361 sanığın yargılandığı Balyoz Darbe Planı Davası’nda Yerel mahkemenin 36 kişi hakkında verdiği beraat kararını onadı. 25 kişinin delil durumu göz önünde bulundurup beraat etmesi gerektiğini belirterek haklarındaki mahkumiyet hükmünü bozdu. 63 kişiyle ilgili ‘suç için anlaşma’ fiilini düzenleyen kanun kapsamında cezaya hükmedilmemesi gerektiğini belirterek tahliyelerine karar verdi. Böylece yaklaşık 124 kişi mahkûmiyet kapsamı dışında kaldı. Bu da, toplam 361 sanığın yaklaşık üçte birinin serbest kalması anlamına geliyordu. Yani bu noktada Yargıtay daha insaflı davrandı diyebiliriz.

Ancak hala Balyoz davasında bazı hükümlülüklerin haksız olduğu konusunda şüphelerden uzaklaşmış değiliz.  Açıkçası biraz daha fazla tahliye bekliyorduk. Ayrıca emir komuta zinciri gereği yani emir kulu olduğu için bu işin içerisinde kalmış kişilerin aldığı cezalarla; bu sürecin beyin takımında yer alanların cezaları arasında belirgin bir fark olması gerekiyordu. Üstelik kalplerin tatmin olması için bu darbe sürecindekilerin teşkilat şemalarının, görev dağılımlarının net bir şekilde ifade edilmesi bekleniyordu.

Bütün bunlara rağmen Ergenekon, Balyoz gibi davalarda emniyetiyle, istihbaratıyla sürecin arkasında kararlılıkla durmasından dolayı Hükümeti takdir etmek gerekiyor. Aynı kararlılığın mevcut hükümete karşı olmayan diğer darbe girişimlerine karşı da gösterilmesini bekliyoruz. Aksi takdirde bana dokunmayan yılan bin yaşasın tutumu akıllara gelebilir.

Evet, şu an itibariyle darbelere kalkışmak imkansız hale gelmemiş olsa da gerek 12 eylül referandumuyla askerî yargının görev alanının daraltılması, askerlerin ağır cezalık suçlarda sivil mahkemelerde yargılanacak olması ve savaş hali dışında sivillerin askeri mahkemede yargılanamayacak olması; gerek Ergenekon, Balyoz gibi davalarda gösterilen kararlılık neticesinde etkili cezalarla karşı karşıya kalınması; gerekse de bu işlere kalkışanların gelişen teknolojik imkanlarla daha kolayca deşifre edilebilir hale gelmesi gibi nedenlerden dolayı bundan sonra darbeye kalkışanların bir defa daha düşünerek hareket etmeleri gerekecektir.

Darbelerin tam olarak imkansız hâle gelebilmesi için ise yapılması gerekenler hususunda Tesiad Genel Başkanımız İlyas Bozkurt’un tespitlerini de burada sizlerle paylaşmak istiyorum.

“Bu hususlardan bir tanesi profesyonel orduya geçilmesi ve asker sayısının nicelik olarak az ama nitelik olarak daha üst bir seviyeye çekilmesidir. İkinci olarak Jandarmanın tamamen iç işlerine bağlanarak Genel Müdürlük haline getirilmesi ve ordunun tamamen dış savunma pozisyonuna kavuşturulması önemli bir gerekliliktir. Diğer bir husus da Genel Kurmay Başkanlığının modern demokratik ülkelerde olduğu gibi Milli Savunma bakanlığına bağlanmasıdır.”

Bu ülkenin artık 21. Yüzyıl dünyasında demokratik cumhuriyet rejiminden sapmadan, darbe korkularından uzak bir şekilde yürüyebilmesi son derece hayatidir. Bu sebeple darbelerle, darbe yapanlarla, darbeye kalkışanlarla kelle koltukta, kararlılıkla mücadele edenleri gönülden tebrik ediyorum.

Ancak son olarak şu hususun da altını kalın kalın çizmek gerektiğini düşünüyorum. Darbe yapan, darbeye kalkışan sivil ve askerlerle mücadele ederken bu ülkenin en hassas, en kutsal, en kıymetli kurumlarından birisi olan güzide Türk Ordusunun bu milletin gönlündeki ayrıcalıklı yerine ve yıllardır düşmanların korkulu rüyası olan şehitlik makamına zarar verilmemesi de çok çok önemlidir.

.

Kategori: Kent Gazetesinde Yayınlanan Köşe Yazıları